Norveç’in en önemli sinemacılarından Joachim Trier bu kez gerçeklikten bir nebze uzaklaşıyor ve âşık olunca doğaüstü güçlere kavuşan bir genç kızın hikâyesini beyazperdeye aktarıyor. 1980’lerin Japon animeleri, Stephen King romanları ve synthesizer müziklerinden ilham alan filme adını veren Thelma, kasabadaki hayatını ve dindar ailesini geride bırakarak Oslo’ya, üniversitede biyoloji okumaya giden çekingen bir kızdır. Burada, güzel sınıf arkadaşı Anja’ya âşık olur, ancak bu durum Thelma’ya fazla ağır gelir. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale kazanan Reprise / Tekrar ve Oslo, 31 Ağustos filmleriyle tanıdığımız Joachim Trier’in özel efektlerden destek alan ve Norveç'in oscar adayı seçilen filmi Thelma, uluslararası prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yaptı.
Not Rated
Süre
117 dakika
İzlenme
40,126 izlenme
Kategori
Tanrıyı aratmayın, çizerim.
koç gibi Norveç gerilim. aşağıda anıran bastırılmış sigmaların yorumlarına aldırış etmeyin.
Genellikle izlediğim İskandinav yapımlarını hep sevdim bu da güzeldi filme gelirsem babasının gereksiz yere öldürmesi hoşuma gitmedi aynı şekilde kardeşinide ve sevgilsini yok edip geri getirmesi acımasızcaydı aynı şeyi ailesi için yapabilirdi bence filmin derin ve metaforik anlatımı kesin vardır birazdan youtube'dan izleyeceğim film için puanım 7.5/10
İskandinav ülkelerde erkekler a.kolik ve fonkyonsuz. Kadınarın çoğu da le.biyen. Filmleri de ona göre. Üreme organımız 2 tane. Kadın ve Erkek. 3.sü YOK. Sapkınlığa yönelim denmez ve saygı duyulmaz. Açık ortamda ve internette sapkınlığı meşrulaştırıyorlar. Evinizde ne halt yerseniz yiyin.
aşırı sıkıcı ve yavaş ilerliyor
thelma nın origin hikayesi, devamı gelse şahane olur kesin izlenmeli.
Bu ne güzel filmdir dedim ve eşcinsel filimi çıktı
herkes herkesi olduğu gibi kabul etse bütün sorunlar çözülcek ama yok illa hayat tarzına karşılacak . bırakın kim ne istiyorsa yapsın . siz kendi hayatınıza bakın. bu tarz filmler sizi rahatsız ediyorsada izlemeyin bu kadar basit.
ben artık eşcinsellik olan filmleri izlemiyorum. Eşcinsellik normal bir şeymiş gibi algı yaratıldı. Bu sebepten normal geliyor herkese. Bir şeyi ne kadar çok telaffuz ederseniz o kadar normalleşir. Aslında bu bir hastalık. Önce bunu kabul etmek gerekir. Normal olan şey yaratılıştan var olan kadın ve erkek birlikteliği. kadın veya erkek aynı bütünün yarısıdır. TV'lerde yıllarca ayrım gözetmeksizin her türlü şeyleri izlettiler. Farkında değildik ne kadar zararlı olduğunu. Daha sonradan RTÜK yasak koydu. halnu ki bizim için ne kadar normal şeylerdi. fakat yanlıştı. bize göre değildi belki. Fakat yanlıştı. Bu inkar edilemez. Şimdi de bu tarz filmler yoğunlukta. Ben izlemiyorum. Size de tavsiye etmem bu tarz filmleri. En azından yorumlarımızda normalleştirmeyelim.
sen istesende istemesende dünya her zaman değişir . sen nasıl kendin istediğin gibi yaşamak istiyorsan ve kimsenin sana karışmasını istemiyorsan onlarda aynı şeyi istiyor. bu kadar zormu ? bırak insanlar ne istiyorsa onu yapsınlar. empati kurmak bu kadar zormu ?
Yine bir üst akıl filmi. Herkes de bir eşcinsel sevdalısı, saygılısı, bilgilisi olmuş. Ne çekmiş gariplerim ya vah vah. Ulan eşcinsellik bir ayrıcalık olmuş memlekette. İstiyorsunuz ki nette bile laf denmesin. Yahu ingiltere de bu kadar hoooooşgörü yok. F.Gülen hoşgörüsümüdür nedir bu yahu? Gına geldi. Yeter be ! Biz lezbiyen pornosunu bile saygıylayla, hassasiyetle izlemiş bir milletiz. La havle ! Vay be. Ne ara geldik bu ilkel kömünal mertebeye. 68 kuşağı solcuları olsa sizden utanıtdı, iphone ilestarbucktan yazaz sosyallektüel evrimciler sizi. Buyrun sınıf atladık şimdi. Ergen oğlu ergenler. Alsınlar elinizden telefonları, ne sevginiz kalır ne saygınız.